Kur’an-ı Kerim’de “Rüşd (Olgunluk)” Kavramı

Yazar: | 21 Nisan 2017

Seedlings

Kuran-ı Kerim de Rüşt kelimesi 19 ayette geçmektedir.

Rüşt sahibi olmak

Biliniz ki Allah’ın Elçisi içinizdedir. Eğer çoğu konuda istediğiniz gibi davranırsa siz sıkıntıya düşersiniz. Ama Allah, kendisine güvenmeyi size sevdirdi; imanı gönüllerinizin süsü yaptı. Ayetleri görmezlikten gelmeyi, yoldan çıkmayı ve emirlerine ters düşmeyi de size kötü gösterdi. Bu konuma gelenler olgun kimselerdir. (Hucurat 49/7)

Bu ayet bağlamında şems suresi 8. ve 9. Ayette ‘Sonra yaptığının kötü veya iyi olduğunu ilham [İlham, Allah’ın, kulunun kalbine bir şey doğurmasıdır] edene yemin olsun ki kendini geliştiren, umduğuna kavuşur.’ denilmektedir. Bu ayetler ışığında Rüşt kelimesini iyi ile kötüyü birbirinden ayırabilecek düzeye gelmek şeklinde tanımlayabiliriz.

Kullarım sana beni sorarlarsa, ben onlara yakınım. Beni yardıma çağıranın çağrısına cevap veririm. Onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana güvensinler ki olgunlaşabilsinler. (Bakara 2/186)

İçimizden Allah’a teslim olanlar da var, yoldan çıkanlar da. Allah’a teslim olanlar olgunluk peşindedirler.(72 Cin 14)

Ayetlerden anlaşılan o ki rüşt sahibi olabilmek için öncelikle Allah’a güvenmeli, emirlerine ters düşmekten ve yoldan çıkmaktan çekinmeli, Allah’a teslim olmalıyız.

Rüşt ve İnsanlar

Mümin olan o kimse dedi ki “Ey halkım! Bana uyun, size doğru yolu göstereyim. (Mümin 40/38)

Bu ayette de bir kişinin doğru yolu gösterdiğinden bahsedilirken o kişinin Mümin olarak tanımlandığı gözden kaçırılmamalıdır.

De ki “Size bir zarar verecek güçte olmadığım gibi sizi olgunlaştıracak güçte de değilim.”(72 Cin 21)  Nebi dahi kendi başına insanları rüşt e eriştirecek bir konumda değil, resul olarak rüşt yolunda rehberlik edebiliyor. Devamındaki ayetlerde bunun göstergesidir. De ki “Hiç kimse beni Allah’tan kurtaramaz. O’ndan Başka Bir sığınak da bulamam.   Benim görevim, Allah’tan geleni, O’nun gönderdiklerini tebliğden ibarettir. Kim Allah’a elçisine Karşı gelirse yeri cehennem ateşidir. Ve Onlar Orada ölmezler, sonsuza dek kalırlar.  (Cin 72/ 22-23)

Olgunlaşmanın yolunu gösteriyor. Ona inanıp güvendik; artık kimseyi Rabbimize ortak sayamayız. (72/Cin 2)

Bu ayette Cinler Nebi’yi (as) Kur’an okurken dinledikleri için olgunlaştırıcı olarak gördüklerini söylüyorlar.

Ey halkım, bugün yetki sizdedir, bu toprak sizin hâkimiyetiniz altındadır. Başımıza Allah’tan bir bela gelirse bize kim yardım eder?” Firavun dedi ki “Size sadece kendi gördüğümü gösteriyorum. Size sadece doğru yolu gösteriyorum.” (Mümin 40/29) diyerek firavun gibi kişiler insanları rüşt olan yola ilettiklerini söyleyebilirler.

Onu Firavun’a ve önde gelen adamlarına gönderdik. Onlar Firavun ’un emrine girmişlerdi. Oysa Firavun’un emri gerçeklere uymuyordu. (Hud 11/97) yine firavunun emirlerinin olgunluğa- rüşt e uygun olmadığını gösterene bir ayette bize rüşt yolunun ancak Allah’ın emirleri doğrultusunda gerçekleştiğini gösteriyor.

Musa dedi ki “Sana öğretilen doğruya ulaştıran bilgiden bana öğretmen için senin yanında kalsam olmaz mı?” (Kehf 18/66) bu ayete göre Olgun kişi kim? Musa’nin karşılaştığı kul. Bu kul ne yapıyor? Allah’ın emirlerini eksiksiz yerine getiriyor. O zaman olgunluk rüşt nedir? Allah’ın emirlerine harfiyen uymaktır.

Rüşte uygun olan ile olmayan arasında ki fark

Dinde zorlama olamaz doğrular ile yanlış kurgular iyice ayrılmıştır. Kim taşkınlık edenleri tanımaz da Allah’a güvenirse, kopması imkânsız en sağlam kulpa yapışmış olur. Her şeyi dinleyen ve bilen Allah’tır. (Bakara/256)

Rüşt sahibi olanların farkı

Yetimleri, evlenme çağına gelene kadar deneyin. Onlarda olgunlaşma (rüşd) görürseniz mallarını kendilerine verin; büyüyüp geri alacaklar diye onları israf ederek ve tez elden yemeyin. Zengin olan, kendini engellesin; yoksul olan da maruf (Kur’an ölçülerine uygun) bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, yanlarında şahit bulundurun. Hesap sormak için Allah yeter.(Nisa 4/6)

Ayette ‘evlenme çağına gelene kadar’ ifadesi bize ne kadar olgun davranırsa davransın bir kişinin buluğa ermeden rüşt sayılamayacağını ifade etmektedir. Çünkü rüşt olan kimse vücudunun buluğ ile birlikte gelen nefsani arzularına rağmen doğru kararlar veren bir kimse olması gerekmektedir.

Dediler ki “Bak Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı, mallarımızı kendi düzenimize göre kullanmaktan vazgeçmemizi senin ibadetin mi emrediyor? Sen yumuşak huylu ve aklı başında birisin!” (Hud 11/87)

Ayetlerden anlaşıldığına göre rüşt sahibi olanlar diğerleri tarafından ayırt edilebilmektedirler.

Rüşt e erişmek insanın tercihine mi bırakılmıştır?

Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri âyetlerimden çevireceğim. Onlar, hangi ayeti görseler inanmazlar. Olgunluk yolunu görseler o yola girmezler ama sapkınlık yolunu görürlerse o yola girerler. Bunun sebebi âyetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılmaları ve onlara aldırmamalarıdır.( Araf 7/146)

Onlar mağaranın geniş yerindeydiler. Güneş doğunca bakarsın ki mağaralarının sağından yüzlerine vuruyor, battığı sırada sol taraftan onları yalayıp geçiyor. İşte bu, Allah’ın âyetlerindendir. Allah kimi yola gelmiş sayarsa doğru yolda olan odur. Kimi de sapık sayarsa onu doğruya ulaştıracak (olgunlaştıracak) bir dost (veli) bulamazsın. (Kehf 18/17)

“İnşaallah (Allah izin verirse)” de. Unutunca da Rabbini hatırla ve de ki “Belki Rabbim beni bundan daha iyi bir işe yöneltir.”(Kehf 18/24)

Daha önce İbrahim’e ondaki olgunluğu vermiştik. Biz onun konumunu (durumunu) biliyorduk. (Enbiya 21/51)

Ayetlerden anlaşıldığı üzere her iş için olduğu gibi rüşt sahibi olmak içinde öncelikle çalışmak, dua etmek ve sonucu Allahtan beklemek gerekir.

Rüşt ile ili ayetleri genel değerlendirdiğimizde özellikle Nisa Suresi 6. Ayet çerçevesinde düşününce rüşt e erişen kişinin babadan yada diğer akrabalarından miras yoluyla kendisine kalan mallara sahip çıkabilecek ve bu mallar ile ilgili doğru karar verebilecek konumda olması gerektiği sonucunu çıkarabiliriz. Böyle olunca eğitimsel açıdan rüşt e erişen kimsenin en azından bu mallara sahip çıkabilecek düzeyde ticari yeteneğe ve bunların hesabını yapabilecek matematik düzeyi ile birlikte kanunsal yapıya da hakim olması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Rüşt yaşını şu anki kanunlar bağlamında 18 olarak düşünsek bile bu yaştaki bir lise mezunu öğrencinin bu seviyeye ne düzeyde ulaşmış olacağı sorgulanması gereken bir durumdur. Kişiye ailesinden dünyanın en büyük zenginliği de miras olarak aktarılmış olabilir. O halde eğitimin ve her anne babanın evladını rüşt yaşından evvel bu düzeye taşıma gayreti içinde olması gerektiği sonucu aşikârdır.

Bununla birlikte rüşt olmak kavramı ayetler bağlamında belli bir bedeni olgunlukla birlikte akli olgunluğunda beraberinde olmasını gerektirmektedir. Bu durum illaki kişinin müslüman olmasını gerektirmez, müslüman olmayan kişide bu olgunluğa eriştiğinde rüşt sayılır. Olgunluk düzeyinin alt noktası belliyken üst noktası için bir sınırlama koymak yanlış olacaktır. Çünkü Allak suresi 6 ve 7. Ayetlerde ‘Yok, yok… İnsan kesinlikle azar; Kendini yeterli görürse eğer.’ denilmektedir. Olgunluğu arttırmanın yolu 72/Cin Suresi 2. Ayetteki gibi Kur’an’a uygun hareket etmekten geçmektedir.

Rüşt Kelimesinin Geçtiği Diğer Ayetler

Halkı coşkulu bir şekilde ona yöneltildiler; hep o kötü işi yapıyorlardı O güne kadar kötü işler yaparlardı. Dedi ki “Ey halkım! Bunlar kızlarım… Sizin için temiz olan kızlardır. Allah’tan korkun; beni misafirlerim konusunda rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu?”(Hud 11/78) bu ayette rüşt kelimesi aklı başında hareket etmek manasında kullanılmıştır.

Yeryüzündekilere bir kötülük mü isteniyor, yoksa Rableri onları olgunlaştırmak mı istiyor; bir türlü anlayamıyorduk. (Cin 72/10)

Bir gün birkaç genç, mağaraya sığınarak şöyle demişlerdi: “Rabbimiz! Bize kendi katından ikramda bulun ki bu işin içinden yüzümüzün akıyla(olgunlukla) çıkalım.” (Kehf 18/10) Bu ayetlerde rüşt kelimesi en iyi sonuç manasında kullanılmıştır.