Kur’an-ı Kerim’de “Öğüt (Va’z)” Kavramı

Yazar: | 24 Nisan 2017

???????

BU (KUR’AN), İNSANLAR İÇİN BİR AÇIKLAMA, ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLAR İÇİN BİR HİDAYET VE BİR ÖĞÜTTÜR. (Ali İmran 3/138)

Arapça “وَعَظَ” kökünden türetilen kavram, sözlükte “öğüt vermek, uyarmak, sakındırmak”, “bir topluluğa dinî ve ahlâkî konularda nasihat etmek, dinleyenlerin kalplerini iyiliğe ısındıracak sözler söylemek, uhrevî mükâfat ve azaba dair bilgiler vererek teşvik ve ikazda bulunmak” şeklinde tanımlanır.

Bunun yanında başlangıçtan günümüze kadar gelen uygulamayı dikkate alarak vaaz terimi “dini konularda cemaati aydınlatarak manen gelişmesini sağlamak amacıyla din alimlerince ibadet mahallerinde yapılan konuşma” diye tanımlamak mümkündür. Bu şekilde konuşma yapan kimseye vaiz denir.

İslami kaynaklarda mev’iza (çoğulu meva’iz), tezkir, irşad, nasihat, tebşir ve inzar gibi kavramlar da çok defa vaaz anlamında kullanılmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de vaaz kelimesi bulunmamakla birlikte birçok ayette mev’iza, vaizin, ayrıca va’z kökünden filler geçer. [1]

Allah Teala, Hz. Peygamber’e insanları dine hikmetle, güzel öğütler ve en güzel usulle davet etmesini emretmektedir.

“اُدْعُ اِلٰى سَبٖيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُمْ بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبٖيلِهٖ وَهُوَ اَعْلَمُ بِالْمُهْتَدٖينَ

Sen hikmetle ve güzel öğütle Rabbinin yoluna çağır. Onlarla en güzel şekilde tartış. Senin Rabbin, yolundan sapanları iyi bilir, doğru yolda olanları da iyi bilir.(16/125)

Bazı ayetlerde ise muhtelif emir ve yasaklar zikredilip çeşitli bilgiler verildikten sonra bunlarla Allah’ın insanlara nasihat ettiği belirtilmekte;

اِنَّ اللّٰهَ يَاْمُرُكُمْ اَنْ تُؤَدُّوا الْاَمَانَاتِ اِلٰى اَهْلِهَا وَاِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ اَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ اِنَّ اللّٰهَ نِعِمَّا يَعِظُكُمْ بِهٖ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ سَمٖيعًا بَصٖيرًا

Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt verir. Allah dinler ve görür.” (4/58)

Resul-i Ekrem’e de çevresindekilere vaaz ve nasihatte bulunması emredilmektedir.

اُولٰئِكَ الَّذٖينَ يَعْلَمُ اللّٰهُ مَا فٖى قُلُوبِهِمْ فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ وَعِظْهُمْ وَقُلْ لَهُمْ فٖى اَنْفُسِهِمْ قَوْلًا بَلٖيغًا

“Onlar var ya onlar! Onların kalplerinde olanı Allah bilir. Onlara aldırma, onlarakarşı dikkatli ol, öğüt ver. Onların içlerine işleyecek etkili sözler söyle.” (4/63)

Bazen bazı ayetler mev’iza şeklinde adlandırılırken; مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّهِ : Rabbinden bir öğüt (2:275).

bazen de bütünüyle Kur’an’ın insanlar için bir mev’iza olduğu;

هٰذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةٌ لِلْمُتَّقٖينَ  

Burada anlatılanlar, insanlar için bir açıklama, çekinerek korunanlara doğru yolu gösterme ve bir öğüttür. (3/138)

وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُوا وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ وَلَا تَتَّخِذُوا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَمَا اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِهٖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَیْءٍ عَلٖيمٌ

“Kadınları boşadığınızda bekleme sürelerinin sonuna varırlarsa ya maruf (Kur’ân ölçüleri) ile tutun ya da maruf ile ayırın. Onları, haklarına girip zarara uğratmak için tutmayın. Bunu yapan, kendini kötü duruma sokar. Allah’ın âyetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. O, indirdiği kitap ve hikmet ile size öğüt vermektedir. Allah’tan çekinerek kendinizi koruyun. Bilin ki her şeyi bilen Allah’tır.(2/231)

Yukarıda bahsi geçen ayette ise Yüce Allah’ın onu (Kur’an-ı) insanlara öğüt için indirdiğinden bahsetmektedir.

Diğer kitaplarında (Tevrat, İncil) insanlar için bir öğüt kaynağı olduğu 7/145, 5/46 gibi ayetlerde açıkça vurgulanmaktadır.

Kur’an’da Allah’ın Hz.Nuh’a (11/46), Hud (a.s.)’ın halkına (26/124-136) ve Lokman (a.s.)’ın  (31/13) oğluna yaptığı nasihatler için de vaaz kavramı kullanılmakta olup bu ayetlerdeki konular ve üslup vaazlarda takip edilecek yönteme örnek teşkil etmektedir.

Kur’an’da وَعَظَ” : Vaaz” kelimesinden başka; “نَصَحَ Kökünden gelen ve nasihat, öğüt anlamına gelen başka ifadeler de yer almaktadır. Terim olarak ‘nush-nasihat’, öğüt ve akıl verme, yol gösterme demektir. Başka bir deyişle ‘nush’;  kişinin arkadaşının faydasına olacak bir fiilde bulunmaya ya da söz söylemeye yönelmesi demektir. Ya da ameli bozan şeylerden onu arındırmaktır.

‘Ne-sa-ha’ kökünden gelen ‘nasîhat’ masdarı genel olarak; başkasının hata ve kusurunu gidermek için gösterilen çaba; iyiliği teşvik, kötülükten sakındırmak üzere verilen öğüt; başkasının faydasına ya da zararına olan hususlarda bir kimsenin onu aydınlatması ve bu yönde gösterdiği gayret mânalarında kullanılmaktadır.[2]

Makalemizin konusu teşkil eden وَعَظَ” : Vaaz” ile “نَصَحَ kökünden gelen  nasihat arasındaki fark; vaaz kavramında daha çok buyurucu yahut yasaklayıcı ifadeler yer almaktadır.

Diğer kavramlarda  mükafat ve cezayı, cennet ve cehennemi hatırlatan, insana içini ve dışını arındırmasını öğütleyen ifadelerle insanın manevi ve ahlaki bir temele hazırlandığı söylenebilir. Bu ifadeler bütün insanlığa hitap ederken, vaaz kavramının asıl hedefinin daha çok Alemlerin Rabbine teslim olabilen  müslümanlara yönelik olmasıdır.  

Sonuç olarak; iyiliği sonsuz, ikramı bol, Alemlerin Rabbi Yüce Allah’ın, göndermiş olduğu alemlere rahmet olan kitabında bizlerin iyi niyet sahibi, kötülük ve şerlerden uzak duran, başkalarının iyiliğini isteyen, başkalarının hata ve kusurunu gidermek için çaba sarfeden, iyiliğe teşvik eden, kötülükten sakındıran bir kul olmamız için yeteri kadar örnek vererek bizlere nasihatte bulunmuştur.

Bizlere düşen bu ayetlere tam teslimiyet gösterip, üzerinde düşünüp, gerekli nasihatleri alıp, başta kendimiz, ailemiz, yakın çevremiz ve insanlara güzel örnek olmaktır.

Kur’an’ı hayatımızın merkezine alıp, Kur’an’dan ve Resulün örnekliğinden edindiğimiz doğru bilgiler ile insanların iyiliğini istemek, onları hayra teşvik etmek, onlara Allah’ın emir ve yasaklarını hatırlatıp samimi bir kalple Allah’a yönelmelerini sağlamak amacımız olmalıdır.

Rabbim hepimizi Kur’an’dan gerekli öğüt ve nasihatleri alabilenlerden, yaşam tarzı haline getirebilenlerden eylesin. Amin.

“ Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 16/90)

[1] Hasan CİRİT TDV İslam Ansiklopedisi, 32/404-407

[2] İbni Manzur, Lisânü’l-Arab, Dâru ve Mektebetü’l-Hilâl, Beyrut thr. 14/268. Çağrıcı, M. TDV İslâm Ansiklopedisi, 32/408